Öğretmen olmak Doğan Cüceloğlu

 


Yazar Omer Yağcı’nın, öğretmeni Emin Özdemir ile ilgili söylediklerinden bir pasajı, Zeki Sarıhan’ın Unutulmayan öğretmenler adlı eserinden buraya aktarmak istiyorum: “[...] Dilin tadına varmanın ne olduğunu onun derslerinde anladım. Derse girer girmez egemenliğini kurardı sınıfta. Bir öykü, bir şiir, bir deneme ya da günlük gazeteden kestiği bir köşe yazısı okuyarak ilgiyi çekerdi mutlaka. Okuduğu metnin alındığı kitabı ya da dergiyi edinme isteği yaratırdı hepimizde. Sonra, anlatmak istediği konuya getirirdi sözü. Sora sora, merak ettire ettire, bilginin çekiciliğini göstere göstere tamamlardı dersini. Onun dersini kaçırmak büyük bir kayıptı öğrenciler için. Onun dersinden kaytarmayı düşünemezdim hiç... Baskı falan yapmazdı, ama dersini çekim merkezi yapmayı başardığı için sınıf mevcudunda eksilme olmazdı.”
Öğretmenlik yapmayı aşıp öğretmen olanlar, eğitimde problem gibi görünen her şeyi fırsata çevirip harikalar yaratabilirler. Çünkü eğitim, özü itibarıyla, bir öğretmenin başarısız olmasına değil, başarılı olmasına açık bir alandır. Eğitim her zaman meydan okuyucu bir durumdur. Yapılan bütün tariflerin ötesinde eğitim, öğretmenler için her zaman yaratıcı ve dinamik bir zemin olabilir.
Az önce söylediğim cümleyi tekrar edeceğim belki ama bu çok önemli: öğretmen olmak, öğretmenlik yapmayı aşmak demektir. Çünkü öğretmen olmak, öğretmenin, belirlenmiş görevlerin ötesine geçip hissederek, yaşayarak, kendisini adayarak, öğrencisiyle bütünleşerek var olmasıdır, öğretmen olmak, öğretmenle öğrencinin birbirlerine hoşça bakabildikleri, öğretmenin öğrencide, öğrencinin öğretmende dirildiği, güçlü ve sahici bir aidiyettir.
 

KİTAPLIĞIM Published @ 2014 by Ipietoon